9 Eki 2011

Tatil günü değil, taklit günü



Her pazar odam sıkıntı bahçesi. Buram buram bunalım kokuyor. Mutfaktan çorba kokusu gelen günleri özlüyorum. Çorba pişerken, salça, yağ ve soğanın karmaşık o kaynayan kokusu vardır ya. Sanki kokusu tadından güzel. Şimdi düşününce, düşüncesi koklamaktan da güzel. 


 Annem olsaydı şimdi, anne her evde olmalı. Odan bunalım kokmamalı. Çorba kokmalı.
Bıcır bıcık çocuk seslerinin eksik olmadığı zamanlar nereye kaçmış? Çocuklarda ip atlamayı unutmuş artık. Deliler valla! Yaşımdan utanmasam ben inip oynarım. Bir de mecalim olsa. 


 Ah, mecalim olsa neler yaparım. Yola çıkarım mesela, bu sıkıntı bahçesinden. Gül kokulu bahçeler lazım her eve. Tanrı bilior ya, hak edene veriyor işte. Tanrı biliyor, bizden bahçivan olmaz. Biz bahçeleri kurutur, gülleri ağlatırız. Tanrı da küsüyor. Belki de üzülüyor.


 Güzel oyuncuyum. Pazar günü omzunda kırmızı şalı, boğazdan geçen vapurları izleyen kadın taklidi yapıyorum. Hem de bunalım bahçemde. Bunalım bahçemde, hiç de bunalımda gibi olmayan bir kadın ruhuna büründüm. Her vapurdan biri gelecek, geçecek, el sallayacak.  


 Kadın çok güzel. Düşleri kırmızı kırmızı. Sonra kırmızı bir gül açıyor bunalım bahçemde. Aniden diğer renkler de beliriyor. Kırmızıyı kim yalnız bırakabilir ki? Bütün renkler koşmuş gelmiş. Bunalım bahçem, renk cümbüşü. 


 Pazar günü, çok güzel taklit yapıyor, olmadık hayatları yaşatıyor. Yataktan çıkamayan bedenleri kıyılara sürüklüyor, vapurlara bindiriyor.


 Bir adam bahçemin kapısını aralıyor. Çok mu mutsuz görmüş beni? Gözümde yaş görmüş. Ağlama diyor. Saçlarımı okşuyor, gitme diyor. Düşlerime gelen adam, beni çok seviyor. Beni mutlu etmek istiyor.
Bahçemdeki kırmızı gülü koparıyor. Bin bir düşle açtım ben o gülü, niye kopardı ki şimdi.


 Tanrı yine küstü. Biliyor işte, bizden bahçivan olmuyor. Bahçemdeki güller yine soluyor, düşler uzaklaşyor. 


 Elinde bir kırmızı gül, adam ''gitme'' diyor.


İlham veren; http://soundcloud.com/fazil-oztas/ceylan-ertem-utopyalar

Hiç yorum yok: