8 Mar 2012

Aşırı 'Olmayan Huzur' içerikli Yazı

 

      Bir kitapta okumuştum. Yalnızlığın insanlara iyi gelen tek şey olduğunu iddaa ediyor yazar. Bense bunu, yalnızlık insanın yarası değil, yara bandıdır diye tanımlıyorum.Önce de söylemiştim ya, insanı özlemek lazım. Yalnızlıktan şikayet etmek yerine biraz tadını ağzımıza sıvamak gerek. Ama ben zaten mutlak bir yalnızlığın varlığına inananlardanım. Yani demem o ki, yalnızlığı her türlü yaşıyorum. Herkes gibi. Yani yalnızlığı seviyorum diye hayatım bomboş olacak diye bir şey yok. Bir saattir kıvranıyorum resmen. Tamam esas derdimi söylüyorum.

      Ben öyle bir alışmışım ki birinin gözünün sürekli hayatımın üzerinde oluşuna bu durumu yadırgıyorum zaman zaman. Hem de çok uzun bir süredir yadırgıyorum. Çünkü eski sevgilimi özlemek değil bu. Çünkü ben sevgilimden ayrıldığımdan bu yana böyle değilim. Yani bu yeni bir şey değil. Ayrılık değil mesele. Mesele o varken de bir süre böyle olmam. O varken de uzunca bir süre ilgi ve alakadan yoksun olmam. Hani başın sıkışsa önemsememesine rağmen ayıp olmasın diye bir sorup geçer. Ya da hiç fark etmemiş gibi yapar. Ama "evde kimse yok." ya da "reglim bitti." desen topuklarını kıçına vura vura geldiği bir dönem olur. Hani fiziksel ayrılık gerçekleşmeden önce bir dönem yaşanır. O dönemde aslında duygusal anlamda ayrılık çoktan başlamıştır da taraflar bunu kabullenmek istemezler. Bazen de tek bir taraf... Ben öyleydim işte. Bu yüzden eskisi tanrıya yakın olsun isterse ama benden uzak olsun. Ben her gün her gün kavga gürültü saçma sinir krizleri ve bol ağlamaklı sigara içmeler istemiyorum. Tatlı zamanlar diliyorum. 

     Çünkü ben stres değil, huzur istiyorum. 

 When Nietzsche Wept'te de söylediği gibi; 'basit şeyler diliyorum. Kabus görmeden uyumak, gerilim olmadan yaşamak.' Yeni bir sayfa açma isteği filan değil bendeki. Ben yepyeni bir defter istiyorum. Yeni bir sayfa risklidir. Ola ki yapraklar savrulsa tekrardan eski sayfalar göze çarpar, can sıkar, göz yaşartır. Eski defter sandığa kilitlenmeli tamamen. İçindeki bütün sayfalarla birlikte. Hatta biraz cesarete sahipsen sandığa bile lüzum olmadan kül edilmelidir. Anıdır, yaşanmışlıktır, kalsın bir köşede dersen o ayrı tabii. Her neyse işte bu yüzden yepyeni bir defterim olsun. Her bir satırını özenle işleyeyim. Bir önceki satırı özletmeyecek kadar güzel olmalı her bir satır. 

    Bir çeki düzen gelsin hayatıma. Korku da var. Düzene girmesini dilerken daha beter boka bulamaktan da korkuyorum. Kusursuzluğu da geçtim hadi sıradan oluversin. Ama biraz da benim yüzüm gülsün yeter ki. Özlenmek istiyorum yahu! Ya da önemsenmek. Ne bileyim, incinmemden korkan biri olmalı. Ben eve girene kadar bekleyen ve öyle içi rahat eden biri. Benden kaç yaş küçük yiğeni bile tadında kıskanan biri, yalansız bakabilen biri, anlayan biri, dinleyebilen biri, derdini sıkılmadan anlatabilen biri... Fazla söze hacet yok. Umduğum şey net, kadın yerine konmayı özledim. Bu bahsettiğim hisleri unutacak evreye geldim çünkü. Unutmak istemiyorum. İnsan duyguları özlemeli ama onları unutmamalı. Hislerini özleyince kavuşması çok güzel oluyor. Ama özle özle, bekle bekle olmayınca unutuyor ve bir daha hatırlamak da epey güç olabiliyor. Huzuru özlüyorum. Başımı yastığa koyduğumda "Bugün ne güzel de baktı öyle." diye düşünerek uykuya dalmayı özledim. Huzurlu bir uykuyu da özledim. Daha doğrusu uykuyu özledim. 

     Ne kadar kötü durumdayım bilemiyorum ama kurtarılmalıyım artık. Her sahilin bir can kurtaranı vardır elbet. Tanrı beni bu dünyaya fırlatırken kurtarıcımı da unutmamıştır herhalde. Henüz boğulmadım. Yüzme biliyorum ama yine de yaşadığımdan emin olmak isteyen ve gözlerini üzerimden ayırmayan bir can kurtaranım olsun. Hayatımı da korusun, kalbimi de hissizlikten kurtarsın. Her bir şeyimi düşünsün işte. Ayrıca elim armut toplamıyor, ben de mutlu ederim elbet. Azıcık da ben sefasını süreyim şu huzur dedikleri şeyin ya. 

     Tanrım, burada üzerine alınman gereken cümleler var. Farkındasın sen de. Biraz yüzüme gülebilirsin mesela. Fazlasında gözüm yok. 

13 yorum:

cherry dedi ki...

Olur da gülerse Tanrı yüzüne, sonra bana da uğrasın.

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

hiç de karşıma çıkarmıyo ama görürsem söylerim :(

cherry dedi ki...

Anlaştık o zaman :)

Zaman! Eriyor... dedi ki...

Eskiden bu ''kadınsal'' istekler bana göre ''zayıflık'' göstergesiydi ve iyi gözle bakmazdım.Amerikan savaş filmindeki yüzbaşının karısına benzetirdim.Şöyledir:Üzgünüm John,üç yıldır savaştasın kendimi çok yalnız hissetmeye başladım ve mike ile görüşmeye başladım.
Ama şimdi sadece hayatı istediği gibi
yaşama isteğidir diyorum ve hepimizin
ideali budur.

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

yalnızlıgı fazlasıyla seven bir insanım. ama özellikle şu zamanlarda birinin gölgesine ihtiyac duyuyorum. hem de öyle böyle değil.

Zaman! Eriyor... dedi ki...

En azından tam olarak ihtiyacın ne biliyorsun...
Umarım O ihtiyaç duyduğun''gölgeyi'' bulduğunu kısa zamanda yazarsın...

sTuBboRn dedi ki...

İsteklerin okadar normalkı.. uzun zamandır bende sadece senın ıstedıklerını ıstıyorum.. ama sanırım çok sey gelıyor bunlar...

sTuBboRn dedi ki...

Ama yanlızlıgımdan mutlu oldugum anlarda var.. ama ınsan boyle yasamaya alışıyor.. alısında mutluluk oyunu oynamaya baslıyorsun

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

zaman! eriyor... ; yürekten diliyorum bunu ben de.

stbborn; dedim ya ben de yalnızlıgı hep severim. ama yalnızlıktan anlaşılan şey sevgilisizlik sanılıyor bu cok sacma. hayatımda biri varken de gayet yalnız zamanlar geçirebilir insan. :)

Bir Adamın Güncesi dedi ki...

yeni bir defter, yeni bir sayfa açmaktan daha yorucudur. Belki böyle anlarda en güzeli köşeye sinmektir. evrenin sürprizini bekleyebilme sabrıdır. ben öyle inanıyorum. Bu aralar öylesine sindim ki bir köşeye. unutulmayı diliyorum..

2. fotoğrafta ilgimi çekti. tatlı filmdir. Josh Radnor'u severim. Bildiğimiz halinde. Ekleyeyim dedim.

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

o filmin adını biliyosan de hele bi bana. haftalardır arıyoruz. bir de ben köşeyesinemiyorum işte yapıma ters. illa kurcalıycam savaşıcam. ters hatunum ya :/ amaaan.

Bir Adamın Güncesi dedi ki...

Happythankyoumoreplease: http://www.imdb.com/title/tt1481572/

Film budur. Radnor yazmış, yönetmiş, oynamış. Çerezlik, aşk filmlerinden.

Savaşmak bazen hayattan soğutuyor işte. Yoruyor. İnsan yorulmak da istemiyor her seferinde. Biz de ters admaız evelallah :)

Saygılar.

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

ahahah bakalım ne zaman yorulucam. film için teşekkürler.