23 Mar 2012

Hiç durumum yok


Savaşçı bir kız vardı, yaşlı bir filin sırtında ütopyalarında turlayan, dünyadan bi haber. Umursuz ve tutarsız. Her şeye de gülerdi. Kısa siyah küt saçlı bir kız çocuğuydu. Kırmızı tacını hiç çıkarmazdı. Onu koruyan bir fili vardı. Onun sırtındayken ona kimse zarar veremezdi. Türlü savaşlara girer, sayısızca zafer onun olurdu. Uyandığında ise koynunda peluş filinin gözleriyle karşılaşırdı. Üzülürdü, uyanmıştı çünkü. Uyandığında memnuniyetsizce etrafı süzer ve yan tarafta yatan kardeşine bakıp tekrar uykuya yeltenirdi ki içini dürten “Ya kardeşim…” şüphesi uyumasına izin vermezdi. Üşenmeden kalkar, kardeşinin nefesini dinlerdi, öperdi ve dinlemeye devam ederdi. Dakikalarca… Ve öylece uyuyakalırdı. Hep kardeşinin yatağında uyanırdı ve bu yüzden kardeşiyle hep kavga ederdi. Açıklayamazdı da. Ne diyebilirdi ki? Gün boyunca her dakika kavga ettiği kardeşine “Geceleri senin nefesini dinliyorum.” dese, kim inanırdı?

Nasıl da özlüyorum o kızı. 

Ben hiç büyümeyi dilemedim, biliyor musun? Büyüdükçe kendimi açıklayamadığım insanların sayısı da arttıkça arttı. Küçükken sadece kardeşime açıklayamazdım kendimi. Şimdi kimseye açıklayamıyorum.

Yalnızlığım, maşallah, kocaman oldu. Hâlâ söz dinlemiyor, o ayrı. Ütopyalarım da tükendi tükenecek.

Filim kayıp. Kim bilir nerede? Bütün çocukluk anılarım gibi filimi de annem bir ihtiyaç sahibine vermiştir. Asıl ihtiyaç sahibi benim şimdi. Zaten hiçbir zaman hediyeleri toplayan ihtiyaç sahiplerinden olmadım. Hep verdim. Sahip olduğum her şey tam anlamıyla benim olamadı. Onların asıl sahibi, hep bir ihtiyaç sahibiydi.

Üzgünüm, hiçbir çocukluk anımı o ihtyaç sahibi çocuklara helal edemiyorum.

Benden alınmadı çünkü onlar, koparıldı. Bana sorulmadı hiç.

“Onların alacak durumu yok.” diye yatıştırırdı beni annem. Umrumda bile değil. Bir sorsa, belki gerçekten gönülden isteyerek verecektim. Ama şimdi “burunlarından gelmesi dileğiyle…” diye başlıyorum söze. Sevdiğim her şeyin habersizce elimden alınması ve onlarla başkalarının mutlu olmasını hazmedemiyorum.

“Onların alacak durumu yok.”muş.

Benim de şimdi sevecek durumum yok.

Sevebilceğim ve sevebildiğim her şeyi bir ihtiyaç sahibi aldı çünkü.

Sevilecek durumum yok.

Hayallerimi başkaları yaşıyor. Benim filime şu an başka biri sarılarak uyuyor. Bir zamanlar sevdiğim adamlar da şu an başkalarına sarılıyor belki de. Kim bilir? Çünkü onlar da bir ihtiyaç sahibine verildi. Yine benden habersiz.

Tabağımda kalanı bile başkaları yedi bitirdi. Belki de ben onu sonra yiyecektim. Sormadılar ki.

Dünya benimle dalga geçer gibi. Işıklarda, yolun ortasında araçlar için yeşil ışık yansın diye bekliyorum bazen. Ölüm ne kadar kolaysa, yaşam da o kadar zor.

Zorluyorum bazen ama, adımlarım geri geri gidiyor. Beceremiyorum.

Hiç durumum yok, anlatabiliyor muyum?

Boş ver diyorum. Kanasın.

Bir gelecek düşleyemiyorum. Kurur diye bir çiçek ekmeye bile korkuyorum. Sevmeye korkuyorum. Öpmeye korkuyorum. “Benim” demeye korkuyorum. Her şeyden korkuyorum.

Çünkü durumum yok, anlatabiliyor muyum?

Hani derler ya “Korkularının üzerine git, onları ancak bu şekilde yenebilirsin.” diye. Ömrümce bunu yapmama hiç gerek kalmadı. Korkularım beni hiç yormaz, ayağına çağırmazdı. Onların üzerine gitmedim, çünkü onlar hep üzerime üzerime geldiler.

“Yoruldum” dedim, dinlemediler. Blöf yaptım. “Korkmuyorum ki” dedim, inanmadılar. “Tamam korkuyorum, teslim oldum. Artık gidin.” dedim, daha çok boğdular. Ben de gerçekten onlardan korkmaktan vazgeçtim. Korksam da korkmasam da bırakmayacaklardı nasılsa. Ben hiç yenemedim onları. Direkt teslim olduğum da söylenemez. Onlarla yaşamayı öğrendim. Yalnızlığımla yaşamayı nasıl öğrendiysem korkularımla yaşamayı da öyle öğrendim işte.

Çünkü durumum yok. Cesaretimi de kesin bir ihtiyaç sahibi almıştır.

Anlatabiliyor muyum?

Benim hiç durumum yok.

http://kizilgin.tumblr.com/post/19752775268/savasc-bir-k-z-vard-yasl-bir-filin-s-rt-nda

8 yorum:

cherry dedi ki...

Herkesin, kendisinden kötü durumda olanı vardır. Hep böyle büyüdük, ama bana genelde sorulurdu.Ergenlik çağlarından sonra yani, hatırlıyorum. Bunu kullanmıyorsan vericem diye.

Nefes alıyorsak umut var demektir, derdi Deli Saraylı dizisinin tanıtımında Perran Kutman, şimdi de ben sana diyorum!

Umudunu kaybetme kızılım kadınım :) Benzer çıkmazlıkları yaşasak da direnmek zorundayız.

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

sıkıysa dayanmiyim... her türlü mecburuz. umut beslemeye :)

Zaman! Eriyor... dedi ki...

Lars Von Terier'in ''melancholia'' adlı filminde Kristen Dust'ın oynadığı karakter yazıya dökülmüş sanki.Ne alaka diyebilirsin,bilmem
benzenttim birden.

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

ayy merak ettim filmi. izleyecek bir film arıyordum zaten. yazımla özdeşleştirdigine memnun oldum. izlenecekler listeme ekledim filmi. teşekkürler. :)

Uğur Salkım dedi ki...

ben de herşeyimi biriktirmek istedim.tasolarımı, futbolcu kartlarımı.. sonra sevdiğim kızları.. ama olmuyor.hepsi bir gün anı olmaya mecbur..

orta karar dedi ki...

İhtiyaç sahipleri..Anne ilk battaniyem nerede? Peki ilk sözcüklerim? Kimin ihtiyacı olur ki 'ba-ba'ya..

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

her şey, hepsi kayıp.

biricitconsungunlugu dedi ki...

umudunu hıcbı zaman yıtırme canım.
mımledım senı bu arada yapmasanda canın saolsun