13 Mar 2012

İçim Madımak Gibi... Cayır Cayır!

    Bir daha siyasi konularda yazmayacağım diye kendime söz vermiştim güya. Güya! Mümkün mü? Susabilir miyim hiç? Hele ki şu karanlık günde. Dilim sussa, içim susmaz. Gün boyu içim Madımak gibi cayır cayır yandı.

     Ben mantığıma hiçbir şekilde kabul ettiremiyorum durumu. Zaman aşımı(!)nın kelime anlamını bana sunabilir misiniz? Açıklayabilir misiniz? Cehaletimi maruz görün. Yanlış biliyormuşum ben demek ki bugüne kadar. Ne gibi şeyler zaman aşımına uğrar? Mesela kan zaman aşımına uğrar mı? Döküldüğü yerde lekesi kalmaz mı? İnsan bile tam olarak yok olamıyor şu dünyadan giderken. Bedenini toprağa bırakıyor. Zamanla da yok olmuyor. Sadece çürüyor, iskeleti yine kalıyor. Hal bu iken sanırım zaman aşımına uğrayan tek şey adaletimizin (adaletimiz, demek de hiç içime sinmiyor. İçinde benim de olduğum bu "biz"im olma durumu tikninç. Biz'im olamaz bu adalet. Bu yüzden "adaletimiz" diyemiyorum. Biz tanımıyoruz bu adaleti. Ayrıca adalet kim? Ne? Hani nerede? Ben göremiyorum. ) vicdanı!


     İçim cayır cayır saatlerdir. Uzun zamandır kumanda kırmamıştım. Uzun zamandır televizyona kumanda fırlatmamıştım. En son seçimlerde yapmıştım bu eylemi, hiç de pişman olmamıştım. Balkon konuşmasını yapan o adamın tam anlının çatına denk gelmişti kumanda. Benim attığım şamar ülkeyi kurtarmamıştı ama içimi bir nebze rahatlatmıştı. Bugün yine fırlattım elimdeki kumandayı. Ancak bu kez öyle olmadı. Yani içim rahatlamadı. Düşündükçe çıldıracak gibi oluyorum. Benim birinci ikinci ya da üçüncü dereceden hiçbir yakınım o otelde zarar görmemesine rağmen gözyaşlarıma hakim olamadım. Çünkü şiirleriyle sözleriyle hayat bulduğumuz aydınlardı onlar. Olmasalar bile içim yanardı. Peki sevdikleri ne yapsın.

     O kadar çok isterdim ki bugün o davada orada olabilmeyi. Sabah evden çıkarken haberlerin de verdiği izlenimle az çok tahmin edebiliyordum sonuçları ama yine de her şeye rağmen orada olmak isterdim. Sosyal Medyadan takip ettim meseleyi. Ece Temelkuran yine elinden geleni fazlasıyla yaptı twitterda. Basında da iş bitmiş! Hiçbir televizyon kanalı el atmaz mı? Ece Temelkuran'ın profilinden izledim tüm davayı resmen. Hiçbir kanalda hiçbir şekilde bir haber paylaşılmazken, durduk yere halka saldıran polisin haberlerini ancak sosyal medya aracılığıyla görebildim.

     Polis halktan daha öfkeli! Ne iş?


      Onu da hiç anlamadım zaten. Halk "Madımak'ı unutmadık" diye sesleniyor. "Bizde zaman aşımı yok!" diyor. Polis de buna saldırıyor? Polis halktan daha öfkeli... Çatışma çıkarmak için yer arar gibi bir halleri vardı. Öyle de olmuş. Dah yürüyüş başlayamadan saldırmışlar Sebep? Suyla bir de. Dalga geçer gibi yani. İçi kavrulan insanlara gecikmeli ve zamansız bir su serpiş. Sözde içlerine su serptiler işte. Adam(?)ın biri de "HAYIRLI OLSUN" demiş. Gel de delirme. Yazımı sakince devam ettirmeye çalışırken etlerimi çimdiklediğimi belirtmek isterim. Memleketimde deyimler anlamlarından tamamen sıyrılıyor. "Zaman aşımı" tanımını yitirdi. "İçe su serpmek" o rahatlatma anlamından tamamen koptu gitti, aksine "içimi yaktın." gibi bir anlamı karşılıyor. "Hayırlı olsun." da artık pek hayırlı meselelerde kullanılmamaya başlanmış. TDK dikkate almalı bunu yeni düzenlemeleri yaparken.

    Zeynep altıok akatlı'nın tweetleri:
Dinlerken umutlandik ikinci karar da olumlu sandik ve cakildik yerimize yikildik. Sessiz ve vakur bosaldi salon. Yakistigi gibi:
 İmdat çıglıkları! Kaçamıyoruz!

 Ve sonra da polisten korunmak için zaman aşımı kararlı alınan adliyeye sığınmak zorunda kaldığını yazdı.

     Bu arada Zeynep Altıok Akatlı kim mi? Madımak Oteli'nde yanan ama yine de canını dişine takıp o otelden sağ çıkabilen ve daha fazla direnemeyip hastanede yaşamını yitiren şairimiz Metin Altıok'un kızı. Bizim burada içimiz yanarken onun yerine koyabiliyor musunuz kendinizi? Zalimce babasından koparılan bir kız, yıllar süren bir dava... Saygısızlıklar ve anlayışsızlıklar diz boyu... Ve sonunda zaman aşımı kararı. Gözümüzün önünde netlikle görebileceğimiz bir örnek olduğu için Zeynep Altıok'u gösteriyorum. Daha nicesi var. Daha nice kalpte bugün o kararla bir madımak daha yandı. Hepsinin de kalbinde ayrı ayrı yandı.

     Yandaki videoda çalan  Çiğdem Erken'in seslendirdiği şarkı Metin Altıok'un bir şiiri; Havı Dökülmüş Sevincin! Şarkıda Metin Altıok'un fotoğrafları, anıları, şiirleri, kızına yazdğığı mektuplar var... İnceledikçe daha çok yanacak içiniz ve ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız.

Ömrümce kendimi hep sözde buldum
Söz cehennemdi, yanıp kavruldum.
Yeniden doğdum kendi külümden
Ben Anka'ydım, konuşuldum.


...


Yıllardır herkesin bu garip ülkede 
Sanki kadermiş gibi çektiği
Yanlış iliklenmiş gömlekte
Bir düğmeyle iliğin gülünç çaresizliği


Dizeler bana diyecek söz bırakmıyor, inanın. Bir de videounun 2:43. saniyesini dondurup Altıok'un fotoğrafın altına düştüğü notu inceleyin.

"Yani benim gözlerimin bunca yıl gördükleri, bir gün benimle birlikte yok olup gidecekler öyle mi?"


Sizce de öyle olmadı mı?
Peki ayıp olmadı mı?
Diyeceklerim bu kadar.

7 yorum:

cherry dedi ki...

Nasıl sabredebildin o haberleir izlemeye. İnsanın içi el vermiyor.

Her gün lanet insanların, lanet olası programlarına, oyunlarına şahit olmak o kadar acı ki. İzleyemiyorum.Sinirlerim bozuluyor.

Üstelik dediğin gibi, benim de yakınlarımdan kimse yoktu. Ama ülkemin insanı, aydını.. Karanlıkta kayboluyoruz.

Çok acı.

pia_set dedi ki...

Derinden bir of çektim yazı bitiminde... :(

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

katlanılır gibi değil. :/ aklım almıyor bu olanları gerçekten. tiksiniyorum resmen hepsinden teker teker. tvyi de izleyince böyle kumanda fırlatıyorum işte canım. :/

cherry dedi ki...

Hak veriyorum sana. Ama elden ne gelir? Olanların farkında olan kaç kişiyiz ki? :/

onur dedi ki...

Valla Tayyip Efendi zaman aşımı dersiniz,kararı "hayırlı olsun"larla değerlendirirsiniz...Sizin kıbleniz neresidir bilmem ama bu halkın kabesi "insan" olanlar da vardır...İnsan,insanlık yoktur sizin kitaplarda...Olmadığı için insanlık suçu da sayamazsınız pek tabii...Ama biz insanız.İnsan olan aklına kazınanı unutmaz bilesin...İnsaları yakarken "bu cehennemin ateşi"diye nara atan ağzı bok kokan adamı unutmayacağız...Büyüklüğü ile övündüğün adalet saraylarında unutulur...Ya halkın adaletinde?...

Sokakta bir tinerci görsek biz üzülürüz.Çünkü cocuk tinerle kendi ciğerini yakar...Peki ya yobaz görsek?... Hah! işte onlar insan yakarlar. Onları her gördüğümüzde ağzı bok kokan katliamcıyı hatırlarız....Nasıl olacak da halkın adaletinde unutturacaksınız peki?

Biz Kabem insandir diyenler Sivas'ız, madımak'ız zamanın ta kendisiyiz...Gel de aş bakalım....!

Zaman! Eriyor... dedi ki...

Güneşin aydınlığı gündüzün karanlığı altında eziliyor.

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

kesinlikle...