4 Haz 2012

Ben sokak kızıydım

     Ben sokak kızıydım. Ne zaman salon kadını oldum? Ne ara converselerden topuklulara geçtim? Ne zaman yırtık kotların yerini keten pantolonlar aldı? Salaş t-shirtler ne ara dantelli fırfırlı şık bluzların altında kayboldu gardrobda?  Ne zamandan beri dövme yaptırmayı düşünürken duraksayıp "acaba" demeye başladım? Eylem kartlarım neden artık daha "yumuşak dilli"? Gitsem de neden eskisi gibi en önlere atlayamıyorum? Neden gönlümce esip gürleyemiyorum artık? Kaldırımlarda oturmaktan ne ara çekinir oldum? Kime ayıp oluyor? Önceden niye olmuyordu? Neden bu kadar düşünceliyim? Ne zaman bu kadar duyarlı oldum? Ben insanlara inanmaya, onları düşünmeye ne zaman başladım? Benim dürüstlüğüne inanabildiğim tek canlı türü hayvanlardı. Ne zaman insanların gözlerine inanmayı denedim? Başım ne ara yere bakar oldu? Boyun eğen kız ben miyim? Hayal kurmaktan neden korkuyorum artık? Ucu bucağı belirsiz düşlerim nerede? Onlardan ne ara böyle çabucak vazgeçebildim? Ne zaman bu kadar iğrenç bir insan oldum? Asla öyle olmayacağım dediğim insan modeline ne zaman büründüm ben? Kandırdığım oğlanlar nerede? Ne zaman aşık olup da bel bağladım? Ne ara bu kadar değiştirebildi aşk beni? Kendimi tanıyamıyorum.

     Ben sokak kızıydım. İlk okulda oğlanlarla basketbol oynardım. Pembe kokulu silgisini göstererek hava atanlardan değildim. Kızlarla sadece kavga etmek için bir araya gelirdim. Çünkü hepsi kucaklarında Ayşegül bebekleriyle büyümüş ve beyaz atlı prenslerini beklemeye o zamandan başlamış geri zekâlılardı. Benim bebeklerim yerine filim vardı. O fille ben dünyayı gezecektim. Onun sırtında diyardan diyara yol alacaktık. Annemin mantı yapışını izlemek yerine, babamın gözünün içine bakardım iki tekerlekli bisiklet sürmeyi öğretsin diye. Çünkü bir tek bisiklet sürünce uçmaya daha yakındım.

     Ben sokak kızıydım. Lisede kapıda güvenlik yokken bile duvardan atlamayı tercih edenlerdendim. Dersi sevsem de bile bile ders kaynatanlardandım. Öğretmene hayatı zindan edip, serseri, gıcık, lanet öğrenci modeli çizip, evde eşek gibi ders çalışıp sınavda yüz alarak hocaların kafasını karıştırandım. "Bu kız bu kadar haylaz, sınavda nasıl böyle yapıyor?" diyen bakışlar altında takır takır soru çözerdim. Yazdıklarıma zaten kimse anlam veremezdi. Öylesine serseri biri nasıl bunları yazabiliyor? İçimi dışımı bir bilmezlerdi benim. Halbuki olduğum gibi göründüğüm içindi hepsi. Lisede son 3 yıl boyunca tuvalette sigara tüttürürdüm de bir kez olsun yakalanmadım. Bir sigarayı bir metrekarelik kabinde 5, 6 hatta bazen 7 kişi paylaşmaktan da çekinmedim. Sabahın köründe  inekleri bile kandırıp dersi kırıp ucuz Biricik şarabıyla dalgakıranlarda kafa bulurdum. Son bir ay 19.5 gün devamsızlıkla okula gidip gelirdim. Zaten bir sene de devamsızlıktan kalıp liseyi beş senede bitirmiştim. Ne olduysa lisenin son yıllarında oldu zaten. İyi bir gazeteci, belki sonralarda da iyi bir müzisyen olacaktım. Hayatıma biri girdi. Ama o varken de yine serseriydim ben. Başkaldırı yeteneğim hala damarlarımda mevcuttu. Sadece sevmeyi öğrenmiştim. Ötesine geçmiş, tehlikeli sınırları zorlayıp aşık olmuştum hatta.

     Lise bitti, ben hâlâ  sokak kızıydım. Konser aşkım başladı. Bu kez de evin yolunu unutur oldum. Geçen yıla kadar da sokaklarda dolandım durdum. Konserden çıkar tiyatroya, tiyatrodan çıkar kitapçılara, oradan çıkar sanat kafelere, çoğu zaman da eylemlere dalardım. Avaz avaz şarkı söylerdim de sesim kısılacak diye korkmazdım. Koca koca pankartlar yazardım da karakolluk olacağım demezdim. Cebimde on kuruş olmasa da mutlu olmayı becerebilirdim. Çünkü bir sokak müzisyeninin yanına ilişip üç beş şarkı söyleyip hasılattan sebeplenebilme cesaretine sahiptim.

     Sonra o adam gitti.
     Sonra para sıkıntıları başladı.
     Sonra babanın "Başıma kaldın" bakışları üzerime dikildi.
     Sonra dalgakıranlarda kadeh sayıları azaldı, arkadaşlar dağıldı. Zaten çoğu çürük çıktı.
     Sonra yalnızlaştım.
     Sonra para biriktirip festival yollarına düşmelerin yerini para kazanıp taksit ödemeler aldı.
     Sonra korkular cesaretimi bir virüs sardı.
     Sonra kimseyi olmasa da kendimi düşünmek zorunda olduğumu gördüm.
     Sonra ölüm korkusunu yaşadım.
     Sonra rüyalar yerini kabuslara bıraktı, karabasanlar bana eş oldu.
     Sonra özlemek de sevmek de zamanla sıradanlaştı.
     Sonra değerlerim gözümde ufaldı.
     Sonra o gürültülü şarkıları başım kaldırmaz oldu.
     Sonra sokaklarda değil, alışveriş merkezlerinin önünde mesken tutmaya başladım.
     Sonraların ardı arkası kesilmedi.
     Sonra bu hale geldim işte.

     Şair haklıymış meğer. Aşktan çıkıp da aynı kalabilen yokmuş. Büyüyüp de düşleri küçülmeyen yokmuş. Para insanı özgürleştirmiyor, esir ediyormuş. Gelecek kaygısı insanın hayal dünyasını zenginleştirmiyor, aksine hayallere sınırlar çiziyor dikenli çitler çekiyor ardına da mayın döşüyormuş.

     Şu fotoğraf bana ait. Sadece bir yıl önceki halim. Tanıyamıyorum inanın. Neydim, ne oldum derler ya. O söze ibretlik örneğim işte. Nasıl da özledim bugün ben bu kızı. Nazan Öncel'den Ben Sokak Kızıyım'ı yaşamak varken şu yazıya eklediğim şarkının sözlerine bakın.

     Kendimden nefret ettim. Sonra kendime kızdım. Sonra da meydan okudum.

     Ben köle olmayacağım. Ben o kalabalığa karışmayacağım. Ben kaldırımın karşı tarafındaki kızım hala. Bugun tekrar o cesareti, o özgürlüğü kanımda hissedebildim. Gözlerimin parladığını hissettim. İçime ne ara Britney Spears kaçtı bilmiyorum ama bugün ben onu öldürdüm, gömdüm, helvasını yedim, şerefine içiyorum bir de.
   
     Hem de yine o ucuz şaraptan.
     Ucuz şarabın kafası başka oluyor çünkü. Yaşayan bilir.
     Ahududusu bilir mesela. Bana kardeş olabilen herkes bilir.
     Ve ben kardeşimi, kardeşlerimi çok özledim.

http://www.youtube.com/watch?v=zkRll_rtud0

14 yorum:

felsedeb( stylopunk) dedi ki...

umarım eski sen olursun ve o ölü topraklarını atarsın kafandaki kişiye benzersin hayat şartlarının oluşturduğu sene değil ..
kendi bedeninde hapsolmuşşun ve zincirlerini kırmaya çalışıyorsun umarım başarırsın şimdiden başarılar eskiye dönüş yolundaa ''' :)

Zaman! Eriyor... dedi ki...

İnsan dönüştüğünün bile farkına şöyle bir durup kendine bakınca varıyor...Bu anı kaçırmadan...Beş sene sonra neye dönüşeceğiz acaba?
Sokakta aturan converseli''sokak kızına''gülecekmiyiz?
-Aaa bak,bende böyleydim bir zamanlar!

Zaman...

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

o devir kapandı. zamana elimden geldigince boyun egmeyecegim. elbet değişiyorsun ama bu derece olmamalı en azından. bu arada fark ettiyseniz artık pazarları post giremiyorum. daha dogrusu bilgisayarım pert oldugu için internete artık telefondan baglanıyorum ve sadece pazar günleri babamın şirket bilgisayarına geebiliyor ve post yazabiliyorum diger blogları okuyabiliyorum. bana kızmayın e mi. biraz böyle idare edecegiz pazardan pazara artık :/

Zaman! Eriyor... dedi ki...

Elinden geleni ardına koyma zaman konusunda,diren.Direnebildiğin kadar!Canın sağolsun,takip listemdesin.Yazdıkça okuyorum ve düşüncelerimi paylaşıyorum.

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

teşekkür ederim. ben de çok begeniyorum, yalan yok :)

İlknur AKPINAR dedi ki...

Ne de güzel anlatmışsın, umarım eskisi gibi olursun.. Paylaştığın video'yu iş yerindeki engellemeden dolayı açamadım ama nazan öncel'in bir şarkısını paylaşmak istedim,
Ben sokak kızıyım
Salıncakta sallanmadım
Parka gitmedim
Şeker almadım
Ne oyuncağım oldu
Ne uçurtmam oldu
Yeni pabuçlarım
Ne bayramlığım
Ben çocuk olmadım
Ekmek çaldım fırından
Katık buldum çöplükten
Polis koştu peşimden
Hırsız polis oynadım
Ben sokak kızıyım
Bana iyi davranmayın
Tütün buldum yerlerden
Gittim yattım birinlen
Dayak yedim abimden
Korkum yoktur itlerden
Ben sokak kızıyım
Bana acımayın
Ben okullu olmadım ben
Renkli boyalarım
Kalemim olmadı
Ne önlük giydim
Ne yavru kurt oldum
Ne başöğretmenim
Ne kitabım oldu
Ben çocuk olmadım
Nazan ÖNCEL..

Sevgiler dilerim..

AhuDudusu dedi ki...

Hepimiz değiştik, hepimiz başkalaştık, sevdik-aşık olduk-öldük. Ama en çok bir araya geldiğimizde dirildik.

Ucuz 1 litrelik şaraplarımızla dalgakıranlarda en baba şarapçılara bile kafa tutarken, şimdi mekanlarda şarap tadan kadınlar haline dönüşmüşsek ya da dönüştürüldüysek de..

biz en çok bir aradayken dirildik, dipdiri olduk.

hiçbir zaman eski biz olamasak da, eskimeyen bir şeye sahip olduğumuz için,
Dipdiri.

Gizem Nur dedi ki...

Gözlerimi doldurdun...

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

ilknur akpınar: evet ben de o şarkıyı dinlerken bu yazıyı oluşturdum zaten yazıda da bahsetmiştim. çok güzel.

ahududusu: diriliyoruz. hep daha da diri olacagız. yeter ki kopmayalım.

gizem nur: yazarken de öyle kötü olmuştum ki...

PisPatria dedi ki...

Kızıl bir nehrin koca bir okyanusa karışması gibi belki de.

o kızıl nehir büyüyordur milyon damlacıkla kucaklaşarak.

yine de o değişmesin ucuz şarabın kaldırımların, protest açılımların verdiği o haz. bi parça kalsın o enerjinden.

Gece Yürüyüşü dedi ki...

Aşk varken iyi de yokken ne yapılır bilinmez

Ali dedi ki...

Sende mi büyüyorsun Selnur. Sende mi küçük prensi terk ediyorsun? Senin için artık fil yutmuş boa yılanı sıradan bir şapka mı? :/

Zeheka dedi ki...

Ama şarkı.. Olmadı be mala bağlattı beni.

Adsız dedi ki...

herkesin geçiyor o zamanları işte. kimisi gülüyse tekrar tutup yakalayabiliyor. sen o şanslılardansındır umarım :)