11 Kas 2013

nar

"Dürtme içimdeki narı, üzerimde beyaz gömlek var."
Birhan Keskin

Tüm bir nar, bir parçalanmaya bakar.
Birden eser beklenmedik rüzgarlar.
Kafana da bir anda eser düşlemeyi es geçtiklerin.
Bir nar,
kızıl kızıl çarpar gözüne taneleri
ve sen taneleri bir bir ayırsan da her bir çekirdeğini tüm tüm yutmak zorundasındır.
Kimisi takılır boğazına,
geçenler yaşadı.
Bazı düşünceler takılır aklına,
çözüm aşamasından geçtilerse yaşadın.
Yaşadım.

Takılmasa fikrime aksa gitse ya zamanlar da.
Tadına varamazsın bilirim parçalamadan, akıtmadan.
Fakat ben bir de şundan bahsetmek isterim;
Parçalara bölüp tek tek irdeleyince yormuyor mu düşünceler seni de?
Toplaması zor olmuyor mu?
Birkaçını topladım, onu buraya koyalım, şunu şuraya uyduralım, şu da şuraya cuk oturdu, çok güzel oldu.
Ah! bak orada bir boşluk kaldı. nasıl doldurmalı?
Yere dağılanları ne yapmalı?
Biri dolabın altına kaçmış, nasıl almalı?
Orada kalsın, kimse görmez. kalanları da süpür altına,
kimse görmez.
İlla toplayacaksın. duramıyorsun.
Toplasan nasıl oluruna uygun hale getireceksin?
Saklasan hepsini nereye sığdıracaksın, hiç mi gelmeyecek diline?
Sıkıntılı şeyler bunlar efendim, kurcalamamak gerek.
Bazen en güzeli, düşünmemek.
Bazen beyninizin içinde bir dağınıklık hissetmez misiniz siz hiç?
Nasıl topluyorsunuz, bir anlatsanıza.
Zorlanmıyor musunuz?
Nar tanesinin çekirdeğinin boğazından geçerken çıkardığı zorluk kadar en azından?
O zaman dedikleri şeyin,
hani şu birimini bir türlü çözemedikleri kavramın,
işte onun,
işte onun süzgecinden geçmeyen-geçemeyen şeyler var, bunlardan da bahsetmek isterim.
Fakat yoruluruz, gerek yok.

Kimisinin sahip olduğu şeyler bellidir.
Ola ki dağıttın, yok ettin.
Bitti işte o.
Aslında mühim değildir, yerine yenisi alınır. Ne olacak? Dersin.
Öyle değildir.
Ama dedim ya, kimisinin sahip olduğu şeyler bellidir.
Mesela bir yazarın kalemini kırarsan, yazdıklarını yok edersen onu öldürürsün.
Bir hayalcinin aklını çalarsan onu öldürürsün, ondan geriye bir şey kalmaz.
Denize tutkunu birini dört tarafı dağlar ve duyarsızlıkla sarmış bir şehre atarsan onu öldürürsün.
Kendi kalır, sıfatları kaybolur. bir süre sonra kendi de kaybolur. ama buna sonra değiniriz.
Yaşamsal şeyler her zaman ekmek sudan ibaret olmuyor.
Maalesef ki olmuyor.
Bir saniyeliğine hayatınızdan müziği çıkarın ve hiç var olmadığını düşünün.
Şu an sizi öldürdüm.
Bakın, bir saniyeliğine de olsa öldürdüm.

Katil olmak da böyle kolay.

Herkesin birileri var
Birilerinin bir şeyleri var.
Bir şeylerin hiç anlamı yok.

Bir kadın ağlarsa, bir çiçek solar. 
Her ağlayışında penceresindeki bir lale güneşe küser. 
Onu ağlatmak kolaydır,
birini öldürmek kadar kolay.
Birini gözünün içine baka baka öldürmek bile kolaydır.
Bilmeden öldürmekse, en kolayı.

Merhamet sevmez, zaten muhtaç olduğu hiçbir şeyi sevmez.
Kim sever ki?

Bugün bir çiçek daha soldu.
Bugün o kadın bolca ağladı.
Bir nedeni de yoktu oysa ki. 
Belki birinin kabrini özledi, gidemedi.
Yıllardır bir çiçek bile koyamadı
Belki bir kuş elektrik teline kapılıp öldü ve bahçesine düştü.

Ağlayan bir kadından bahsetmeyelim şimdi. Gözyaşı bize uzak şeyler.
Sevinçten ve özlemde olabilir, o ayrı.
En azından şimdilik.

Elinde sıkıca tutuyorsun, pek güzel.
İçinde binlercesi var, kimse bilmez. bilmesin, böyle daha güzel.
Aman düşürme, dağılmasın, toplayamazsın.
Aman! düşünme,
Böyle bütün kalsın. çok güzel.

Tümüyle ele alınca mükemmele ulaşıyorsan, zaten çok da deşmemelisindir.
Zaten işin içinde bir mükemmel varsa, henüz düşmemişsindir.
Ve bir düşüş kaçınılmazsa, o anı tatmalısındır.

Fakat bir gerçek var, es geçmemeli.
Yere düşenleri,
süzgeçten geçemeyenleri,
boğaza takılanları
ne yapmalı?
Nasıl toplamalı?
Nereye saklamalı?

8 yorum:

Aylak dedi ki...

Yazını bitiminde sorduğun soruyu yazına uygulamışsın; nar gibi dağılmış kafanda sualler,olaylar ve sonunda -soruyla da olsa- toplanmışlar, demek ki mümkün,soruyla da olsa.

Yere düşenleri toplamalı,boğazı ve süzgeçi genişletmeli. Zaten, ömür dediğin mideyi genişletme işidir; bu hem fiziki hem de manevi olarak mide genişlemesi. Nihayetinde daralacak o zaman nar da,içinde nar gibi dağılanları olan insan da toprak olacak.


Saygıyla,

Not: Blog listesinde görünce aklıma ilk Birhan'ın "Dürtme içimdeki narı üstümde beyaz gömlek var" dizeleri geldi. Ayrıca,bir zaman paylaşmış olduğum Cibran'ın NAR öyküsü vardır,hatta pek sevdiğim Serra Yılmaz'ın da oynadığı bir filme ilham olmuştur. Madem o kadar nar dedik.

Merve Sevim dedi ki...

hiç bu açıdan bakmamıştım hayata... nar benzetmesi cuk diye oturmuş.. nar görünce ağzım sulandı , çok severim :)

KIZILGIN (Selnur Güneş) dedi ki...

Aylak: Bu yazının esin kaynağı zaten tamamen Jehan Barbur'ün nar filmi için yaptığı nar taneleri şarkısı ve birhan keskin'in "dürtm içimdeki narı, üzerimde beyaz gömlek var." mottosuydu. buna değindiğin iyi oldu, kısa yoldan açıklama fırsatı buldum. arkadaşlarım arayıp soruyorlar, neyin var mutsuz musun, neden böyle bir yazı yazdın diye. buradan açıklamış olayım ben de. yazılarım her zaman ruh halimi yansıtmayabiliyor. mutsuz değilim, hatta mutluyum bile. ama bir şarkı, bir film, bir cümle bambaşka çağrışımlar yaratabiliyor yazan bir insanda. bu sebeple öyle zamanları boşa harcamamalı, hemen yazmalı diye düşünürüm.
zaten hep derim, güncel yaşamımda bu kadar güleç olmamın bir nedeni varsa bunun en büyük nedeni yazılarımdaki melankolidir. yazılarımda bu denli karmaşık olmasaydım, güncel yaşamamımda düşünmekten çıldırırdım. zaten bu yüzdn yazıyorum. yani her insan gibi sıradan yaşamın getirdiği sıkıntılar dışında gayet mutluyum :)

Merve sevim: beğenmene sevindim, teşekkür ederim. :)

Ali ÇALIŞKAN dedi ki...

Nar tanesinden daha fazlası,
ama böyle değerli yazıları özlüyoruz kızılgın!

nihalce dedi ki...

hepimizin beyninin içi bu nar taneleri ile dolu.
belli ediyorsun kendini kızıl. her cümlenle tanıyorum seni. yazılarını, cümlelerinin karakteri var. farkında mısın? bu süper bir şey.
ve ne olur artık biraz daha sık yaz. özletiyorsun ve aratıyorsun kendini.

wodka dedi ki...

yine şahane ve yine "cuk oturdu" dedirttin selnur.

Moira M dedi ki...

Muhteşem !

Moira M dedi ki...

Muhteşem !